Özgün Başpınar, kitaplarla dolu bir odada masasında not alırken
DOSYA: Ö. BAŞPINAR — ANKARA, 1976

Yazar hakkında

Özgün Başpınar

Kurallara, sınırlara saygılı, sakin bir tempoda yaşaması bekleniyordu fakat ters köşe yaparak acayip bir hayat çizgisinde, hatta genellikle çizginin dışında yaşadı.

Doğum
28 Haziran 1976, Ankara
Eğitim
DEÜ Güzel Sanatlar, Sinema-TV
Meslek
Reklam yazarı, senarist

Biyografi

28 Haziran 1976’da, Ankara’da dünyaya geldi. Hukukçu bir baba ve öğretmen bir annenin çocuğu olarak kurallara, sınırlara saygılı, sakin bir tempoda yaşaması bekleniyordu fakat ters köşe yaparak acayip bir hayat çizgisinde, hatta genellikle çizginin dışında yaşadı. Annesi, bunun 6 aylıkken kendisine kan veren taksi şoföründen kaynaklandığını iddia etmekten asla vazgeçmemiştir.

9 yaşında ailesiyle birlikte İzmir Karşıyaka’ya taşındı. Öğrenim hayatını bu şehirde tamamladı. Bu dönem boyunca sürekli top peşinde koştu, Karşıyaka’nın alt yaş gruplarında PAF seviyesine kadar futbol oynadı. Aynı vakitlerde hobi olarak Karşıyaka Ortaokulu’ndan, İzmir Atatürk Lisesi’nden ve Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-TV Bölümü’nden mezun oldu.

Ailesi içten içe futbolu bırakmasını istiyordu, sonra futbol onu bıraktı. Uzun süre kendine gelemedi, hatta başkasına da gelemedi. Kendine iadeli taahhütlü dönüş yaptığında futbol topundan uzaklaşıp hayatta ikinci kabiliyeti olan yazmaya dönmek zorunda olduğunu anladı.

Dönüşü çok keskin oldu. 2002 yılında başladığı reklam yazarlığı kariyerinde Leo Burnett, Klan, Tazefikir, Kromozom gibi ajanslarda Türkiye’nin en büyük global ve yerel markalarına hizmet verdi, muhtelif yarışmalarda ödüller kazandı.

Yine de toptan uzak durmayı başaramadı. Bir yandan da karakartal.com sitesinde spor yazıları yazarak futbol aşkını doyurmaya çalıştı.

Patron kaprislerinden bıkınca karakterine uygun bir karar vererek Aykırı Reklam Ajansı’nı kurdu. Kısa ama çarpıcı bir ömrü olan Aykırı Reklam, pandemiyle birlikte hatıralarda yerini alınca dizi sektörüne yatay geçiş yaptı ve çeşitli dizilerde senarist olarak çalıştı.

Yarım bıraktığı pek çok işten biri olan 2015 yılında başladığı ilk romanını kısa bir bölüm yazdıktan sonra zihninin tavan arasına kaldırmıştı. Beyninden taşınmayı düşündüğü bir gün tavan arasındaki birikimleri boşaltmaya karar verdi ve roman ‘şak’ diye çılgınlığının üstüne düşüverdi. Bu güzel kafayla işe koyuldu ve romanını deli gücüyle tamamlamayı başardı.

Taslağı göndermesi, onay alması, baskıya girmesi epey hızlı oldu ve sonunda acayip roman ‘‘Cinayet Derin Bir Mevzudur, Amirim’’ raflarda yerini almıştı bile…

Okurken keyif vermesi ve hayatınıza tat katması dileğiyle…